erdogandan-el-sibsiye-taziye-telefonu.jpg

Erdoğan’dan El Sibsi’ye taziye telefonu

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Denizli Anemon Otelde bulunduğu sırada gerçekleşen telefon görüşmesinde, Bardo müzesinde barışı, insanlığı ve kardeşliği hedef alan saldırıyı şiddetle kınadığını belirterek, hayatlarını kaybeden masumların ailelerine ve kardeş Tunus halkına başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileğinde bulundu.

Tunus’un demokratik geçiş sürecini başarıyla tamamladığına, gerçekleştirdiği reformlarla bölgede örnek bir ülke haline geldiğine belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türk halkının bu acılı gününde Tunuslu kardeşleriyle tam dayanışma içinde olduğunu da vurguladığı kaydedildi. El Sibsi’nin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek, demokratikleşme konusunda Türkiye’nin tecrübesine büyük önem verdiklerine dikkati çektiği öğrenildi. 

emine-ulker-tarhana-istifa-soku.jpg

Emine Ülker Tarhan’a istifa şoku!

Anadolu Partisi Zonguldak Kurucu İl Başkanı Erhan Verit ise Genel Başkanımız Tarhan’ın iyi niyetinden şüphe duymasak dahi, sonradan hissetmeye başladık ki genel başkanın etrafındaki çekirdek kadro dizginleri eline almış, adeta şahlanmak isteyen atı frenliyordu. Genel başkan ise yorgun, bitkin ve çaresiz görünüyor dedi.

Verit, yaptığı basın açıklamasıyla il ve ilçe teşkilatları olarak parti üyeliğinden ve yönetimden istifa ettiklerini açıkladı.

Partinin kurulduğu ilk günlerde halkın teveccühü ile yoğun bir şekilde tebrik telefonları aldıklarını hatırlatan Verit, Genel Başkan Emine Ülker Tarhan’ın da yorgun ve çaresiz göründüğü açıklamasını yaptı.

sorumluluk-hukumetindir.jpg

Sorumluluk hükümetindir

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Barış Kenti Kudüs” zirvesinin ardından Erdoğan’ın İzleme Heyeti ile ilgili sözlerine yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine çarpıcı açıklamalar yaptı. Arınç,  “Cumhurbaşkanımızın sözlerini yorumlayacak, eleştirecek, eksik veya fazla bulacak bir konumda değiliz. Bunu bir nezaketsizlik olarak kabul ederim” dedi.
Altı maddelik Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Sağlanması Kanunu’nun çıktığını anımsatan Arınç, “Kanun neyi öngörmüşse hükümetimiz onu yerine getirecektir. Dolayısıyla Çözüm Süreci konusunda bugüne kadar atılan adımların bir noktası da İzleme Heyeti’nin oluşturulmasıdır. Hükümetimiz bunu faydalı görmektedir. Ülkeyi yöneten hükümettir.  Erdoğan, Çözüm Süreci’ni başlatan, bugüne kadar sürdüren kişidir” dedi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Habersiz değil’
“Bugün yapılanlardan ve yarın geleceğimiz noktadan Cumhurbaşkanımızın habersiz sayılması mümkün değildir, her şeyi çok iyi bilmektedir ve Başbakanımız haftalık görüşmelerinde, MGK toplantılarında veya ne zaman emretmişse kendisine bilgi sunulmaktadır. MİT Müsteşarı ile görüşmelerinde, Başbakanımız ile görüşmelerinde, Çözüm Süreci’nde aktör olan bakan arkadaşlarımızla görüşmelerinde bu konular kendilerine etraflıca arz edilmektedir. Dolayısıyla bu konuşma, yani ‘ben bundan hoşlanmadım’ veya ‘bu hoşuma gitmedi’, ‘ben bunu soğuk karşıladım’, ‘bunu sıcak karşıladım’ şeklindeki beyanları kendi hissi beyanlarıdır, kendi düşünceleridir. Hükümetimizin yürüttüğü süreç, sorumluluk olarak hükümetimizin üzerindedir. Bu konuşmaları, kendi özgün düşünceleri olarak kabul edebiliriz ve buna da saygı duyarız ama siz de soruyorsunuz, ben de yapılan yorumlardan, verilen cevaplardan görüyorum ki Cumhurbaşkanımızın bu tür konuşmaları eleştirilere yol açabilir, bu haksız veya haklı eleştiriler sebebiyle Cumhurbaşkanımız üzülebilir, yıpranabilir. Dolayısıyla sadece bu olayda değil, bundan önceki başka olaylarda da Cumhurbaşkanımızın düşüncelerini ekran önünde ifade etmesi ve bununla hükümetimizi belki de eleştiriyor noktaya gelmesi hükümetimizi de elbette yıpratabilir. Dolayısıyla bu konuşmaları, kendi düşünceleri olarak Başbakanımıza doğrudan iletmesi, zaman zaman Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda da toplantılar yaptığımıza göre, hükümetimize yöneltmesi mümkündür. Ama kendi düşüncelerini ekran önünde bir eleştiri olarak getirmesinden ben şahsen, hükümetimiz adına değil ama Cumhurbaşkanımızı çok sevdiğimiz için onun yıpranabileceği düşüncesiyle bunu uygun görmediğimi ifade etmek zorundayım.

‘Uygulayacağız’
İzleme Komitesi’ne ihtiyaç olduğunu, bunun faydalı sonuçlar verebileceğini düşünüyoruz hükümet olarak ve uygulamakta kararlıyız. Sadece bu değil, bunun arkasından çok daha önemli yenilikler gelecektir. Bu konuyu da Çözüm Süreci içerisinde yer alan aktörlerle dürüst ve birebir ilişkilerimizi götürmek mecburiyetindeyiz. Mesela eğer konuşma olmasaydı İmralı’dan Nevruz dolayısıyla verilen mesaj acaba nasıl olabilecekti? Ben şimdi o mesajın içerisindeki çok olumlu noktaları düşünerek bunun çok daha iyi olabileceğini, çok daha ileri bir aşamayı hedef gösterebileceğini de tahmin ediyorum. Ancak verilen mesaj bu haliyle bile olumludur, ümit vericidir. Artık silah bırakılması, Türkiye’ye yönelik hiçbir eylem yapılmaması, Türkiye’de kamu düzeninin artık yüzde yüz sağlanması noktasında bu mesajın verilmesini bile Çözüm Süreci’nde hükümetimizin bir başarısı olarak görüyorum.”

‘Rica ediyorum’
Arınç, “Bu tür konuşmaların akıllarda, kafalarda, zihinlerde bir tereddüt oluşturmaması gerekir. Başbakanımız veya hükümetimiz üzerinde tercihleri farklı olduğu için tepki göstermek yerine, bunların bizzat ifade edilmesinin veya hükümetin sorumluluğunu bilerek, Cumhurbaşkanımızın buna yönelik konuşmalar yapmasının daha doğru olacağını düşünüyorum ve kendisinden bunu saygıyla rica ediyorum” dedi.

‘Başbakanımız bilgilendirir’

Arınç, Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde “Akil İnsanlar Heyeti”ne öncülük ettiğini de anımsattı. İsimlerin tespiti konusunda Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bilgi sahibi olduğunu belirten Arınç, “Eğer bu arkadaşlarımız, ‘bu görevden affımızı istiyoruz’ derlerse, 63 kişi içerisinde kendilerine görev verilecek elbette birbirinden kıymetli insanlar da vardır” dedi. Bu konuda kimisi iyi niyetli ama çoğu suiniyetli olan engeller çıkarmak isteyen odaklar olabileceğine dikkat çeken Arınç, “O yüzden Akdoğan’ın, Başbakanımızın, süreçle doğrudan ilgili olan arkadaşlarımızın söylediklerine itibar etmeli, bunun dışında spekülatif haberleri reddetmeliyiz.. Yeri geldiğinde, günü geldiğinde Sayın Başbakanımız bu konuda bizzat kendisi veya görevlendirdiği bir arkadaşımız size bilgi sunacaktır” diye konuştu.

durmus-yilmaz-mhp-kongresinde.jpg

Durmuş Yılmaz, MHP Kongresi’nde

Merkez Bankası Başkanlığı’nın ardından Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı sırasında ekonomi başdanışmanlığını yürüten Durmuş Yılmaz, geçtiğimiz günlerde MHP’den milletvekili aday adayı olmuştu.

MHP’den adaylığı da çok konuşulan Yılmaz, bugün MHP’nin Ankara’daki 11. Olağanüstü Kongresi’nde görüntülendi. 

cumhurbaskani-erdogan-canakkaleye-gidin.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çanakkale’ye gidin!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle Türkiye’de bir dönem fiilen bitmiştir. Kimilerinin 1876’dan, kimilerinin 1924’den, bazılarının 1946’dan başlattığı parlamenter sistem, 10 Ağustos’ta bir daha geri dönüşü olmamak üzere milletimiz tarafından bekleme odasına alındı. Bu bekleme ne kadar sürecek veya ne zamana kadar sürecek? Ya mevcut uygulamaya anayasal zemin kazandırılana kadar ya da bunun yerine yeni bir sistem ikame edilene kadar. Bunun kararı da 7 Haziran seçimlerinde verilecek dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli’de bazı Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcileriyle bir araya geldi.  

Bu, Türkiye’nin ve milletimizin bekası meselesidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de kimsenin, işlerin 2014 öncesinde, özellikle de 2002 öncesinde yürüdüğü gibi yürümesini beklememesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

O dönem geride kaldı. Ne diyor Mevlana ‘Dün dünde kaldı cancağızım, yarın için bir şeyler söylemek lazım’. Artık Türkiye için yeni şeyler söyleme zamanıdır. Her büyük değişim gibi bu da hiç şüphesiz sancılı olacak, sıkıntılı olacak. Şunu açık ve söyleyeyim, bir büyüğümün ifadesidir, ‘Evlat her kutlu doğum sancılı olur’ derdi.

Yıllardır sahip oldukları gücü, imkanı kaybetmek istemeyenler bu değişime sonuna kadar direnecekler. Muhalefet partilerinin direnişi bu yüzdendir. Hatta bir kısmı kendi geçmişlerini kendi savundukları ilkeleri reddetme pahasına bu direnişi sergiliyor. Aynı şekilde kurumlar buna direnecektir, aynı şekilde eski Türkiye’nin zaaflarından beslenerek varlıklarını sürdüren aydınlar, gazeteciler, iş adamları da buna direnecektir. Bir de bu süreci doğru okuyamadıkları için, meseleyi tam olarak kavrayamadıkları için değişime direnç gösterenler var. Onların zaman içinde doğruyu, gerçekleri görerek saflarını yeniden belirleyeceklerine inanıyorum.

Erdoğan: Artık ok yaydan çıktı

Bu dönemde önemli olan bizim bu değişimi sebepleri, sonuçları, getirileriyle milletimize doğru ve tam olarak anlatabilmemizdir. Yeni Türkiye’nin ne olduğunu, yeni anayasaya niçin ihtiyaç duyduğumuzu, başkanlık sisteminin ülkemize neler kazandıracağını sabırla, doğru argümanlar ve örneklerle milletimize izah etmeliyiz. Seçim süreci bunun için önemli bir fırsat. Artık ok yaydan çıktı, önemli olan hedefine ne derece isabetle varacağıdır. Bunun için hepimize çok önemli görevler düşüyor. Bu mesele günlük siyasetin malzemesi olacak kadar basit değildir. Bu, Türkiye’nin ve milletimizin bekası meselesidir. Ben damdan düştüm, dertliyim. Patinaj yapan bir Türkiye istemiyorum. Bizim çok daha hızlı, sıçrayarak, çok daha ileri gitmemiz ve muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmamız lazım. Onun için de kaybedecek vaktimiz yok.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasından satır başları: 

-Her büyük değişim gibi bu da sancılı olacak. Ok yaydan çıktı artık. 

-Gezi olaylarında dünya üzerimize geldi. Ey Batı Hamburg’da yapılanlar neydi? Bizim polisimiz çoğu yerde dayak yemiştir. 

-17-25 Aralık darbe girişi başarıya ulaşamadı. Ama bize zaman kaybettirdi.6-8 Ekim olaylarında halkı sokaşa çağıran kimdi? İç güvenlik paketine isyan ettiler, insanlığı katledecek oyuncukları ellerinden alınıyordu onun için. 

-En küçük ekonomik dalgalanmayı dahi krize çevirme gayretlerine fırsat vermeyeceğiz. 

-Gelin milletimizi darbe ürünü anayasadan kurtaralım. Yeni Anayasayı da başkanlık sistemini de mümkün olan en geniş katılımla yapalım diyoruz. 

-Cumhurbaşkanı siyasetin dışında olabilir mi? Bunlar kendilerine göre konu mankeni arıyorum. Ben konu mankeni değilim.

ERDOĞAN’DAN AİLELERE: ÇOCUKLARINIZI ALIN ÇANAKKALE’YE GİDİN

-Son derece tarihi günleri idrak ediyoruz. 24 Nisan’da Çanakkale’de çok güçlü barış ve dostluk mesajı vereceğiz. Çocuklarımız ve gençlerimiz Çanakkale’ye gidip Çanakkale ruhunu yerinde yaşamalı…  Çocuklarınızı hafta sonu alarak Çanakkale’ye gidin. Çanakkele ruhunu çok iyi anlatmalıyız. 

Kırım Tatar Türkleri şu anda zulüm, eza cefa içerisinde

Ukrayna’ya dün yaptığı ziyareti anımsatan Erdoğan, ülkenin yaklaşık yüzde 7-10’luk bölümünün işgal altında olduğu bilgisinin kendisine aktarıldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Minsk Süreci’ne işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

Bir hafta önce Sayın Putin ile görüştüm, o ‘Ukrayna, Minsk Sürecine uysun’ diyor. Sayın Poroşenko ile görüştüğümde, o da ‘Sayın Putin, Minsk Sürecine uysun’ diyor. Herkes topu şu anda birbirine atıyor. Biz de ‘Etmeyin, eylemeyin bunların hepsi sizin için, bölge için kayıp’ diyoruz. Kırım Tatar Türkleri şu anda zulüm, eza cefa içerisinde. Bir taraftan bunları da takip ediyoruz, kovalıyoruz. Onun için Türkiye’nin üzerindeki yükün ne kadar ağır olduğunu bilmemiz lazım. Biz kabuğunun içinde küçülen bir ülke, bir millet olamayız. Biz nasıl tarihte büyük bir milletsek bugün de büyük bir millet olma yolunda devam etmek zorundayız. Şu anda bizden beklenen, istenen bu. Soruyorlar, ‘Nerede kaldınız?’ Niye? Çünkü geçmişimiz itibarıyla üzerimizde böyle bir yük var. Diyor ya şair, ‘Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz, gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz’. Biz böyle bir milletiz. Öyleyse bu millet küçülemez.

kadina-yonelik-siddetle-mucadele-sare-davutoglu.jpg

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele – Sare Davutoğlu

Kadına yönelik şiddetle mücadele- Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu: – Özgecanlar yüreğimizde var olmaya devam edecek. Şimdi hep birlikte çevremize yakınlarımıza ve her şeyden önce dönüp kendimize bakma vakti. Bu acıların yaşanmaması için hepimizin yüzünü önüne eğdiren bu insanlık dışı cinayetlere ‘dur’ demenin vakti Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin, Özgecanlar yüreğimizde var olmaya devam edecek. Şimdi hep birlikte çevremize yakınlarımıza ve her şeyden önce dönüp kendimize bakma vakti. Bu acıların yaşanmaması için hepimizin yüzünü önüne eğdiren bu insanlık dışı cinayetlere ‘dur’ demenin vakti ifadelerini kullandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Davutoğlu, kadına yönelik şiddete karşı Bakanlıkça başlatılan Dur Diyelim kampanyasına gönderdiği videolu mesajla destek verdi.Kadına yönelik şiddetle mücadeleye karşı birliktelik çağrısı yapan Davutoğlu, mesajında şunları kaydetti: Özgecanımız içimizi yakan bir ateş ve canımızdan kopan bir parça oldu. Aynı zamanda o, ülkemizde kadına yönelik şiddetin sembol ismi haline geldi. Özgecanlar yüreğimizde var olmaya devam edecek. Şimdi hep birlikte çevremize yakınlarımıza ve her şeyden önce dönüp kendimize bakma vakti. Bu acıların yaşanmaması için hepimizin yüzünü önüne eğdiren bu insanlık dışı cinayetlere ‘dur’ demenin vakti. Gelin kadınlarımıza sahip çıkalım iktidarıyla muhalefetiyle, kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle şiddetin her biçimine gelin hep birlikte dur diyelim.-Dur diyelim kampanyasına büyük destekŞiddetin yer bulamadığı bir geleceği beraber inşa etmek vizyonu ile başlatılan Kadına Yönelik Şiddete Birlikte #DurDiyelim kampanyası, toplumun her kesimindeki şiddet karşıtı duruşa dikkat çekiyor.Kampanya, sosyal sorunlar karşısında birlikte hareket ederek çözüm üreten bir toplum olma bilincini güçlendirmeyi hedefliyor. Kadına karşı şiddet konusunda söyleyecek sözü olan herkes, kısa videolarını www.durdiyelim.com sitesine yükleyebiliyor, böylece kampanyaya destek verenler düşüncelerini topluma duyurabiliyor. Kampanya sanat, siyaset, akademik camia ve halktan büyük destek görüyor. .

bakan-bozkir-chpli-umut-orana-catti.jpg

Bakan Bozkır, CHP’li Umut Oran’a çattı

AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, TBMM’de önceki gün düzenlenen Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısının, CHP’li üyeler tarafından boykot edilmesini CHP Milletvekili Umut Oran’ın örgütlediğini söyledi. Bakan Bozkır, 40 yıllık Dışişleri tecrübemde, Türkiye’deki görüş ayrılıklarının ülke aleyhine kullanıldığını hiç görmedim. AP üyelerinin de katıldığı bir toplantıda, Türkiye aleyhine tehdit rüzgârı estirmek vatanseverlik değildir. Umut Oran daha önce de, Sosyalist Enternasyonel’de Türkiye aleyhine karar çıkartmıştı dedi. Türkiye-AB süreci kapsamında Brüksel’de temaslarda bulunan Bozkır, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bozkır’ın açıklamaları şöyle:

İSMET PAŞA İMZALADI

CHP’nin boykot ettiği bu toplantı, Ankara Anlaşması ile kurulmuş bir yapının parçasıdır. Bu anlaşmanın altında, İsmet Paşa’nın ve CHP’lilerin de imzaları vardır. Bu bakımdan boykot, CHP milletvekillerine yakışmamıştır. Bu komisyonun daha önce Onur Öymen ve İnal Batu gibi çok değerli CHP’li üyeleri de olmuştur. Ama Türkiye’nin çıkarları söz konusu olduğunda her zaman tek ses vermişlerdir. Meclis’te önceki gün yaşanan CHP boykotunu Umut Oran’ın örgütlediğini biliyorum. Oran daha önce de, Sosyalist Enternasyonel’e Türkiye aleyhine karar taslağı verip ve Türkiye aleyhine karar çıkartıp, ardından da Sosyalist Enternasyonel Türkiye’yi kınıyor demişti. Bütün bunlar Umut Oran’ın yaptığı işlerdir. AP üyelerinin de katıldığı bir toplantıda Türkiye aleyhine rüzgar estirmek vatanseverlik değildir.

CHP TÜRKİYE İÇİN KAYIPTIR

Umut Oran’ın davranışları devam ettiği ve Türkiye’ye zarar vermek için yapılan temayül olduğu kanaatine vardım. CHP’nin bugün bir politikası olduğunu da düşünmüyorum. Projesi ve görüşü olmayan, sırf tenkit üzerine politika yapan bir parti Türkiye için kayıptır.

 

Akşam

deniz-baykal-nevruz-atesinin-uzerinden-atladi.jpg

Deniz Baykal Nevruz ateşinin üzerinden atladı

76 yaşında olan deniz Baykal, Antalya ’da Konyaaltı Belediyesi tarafından düzenlenen Nevruz şenliklerine katıldı. Burada konuşan Baykal, Türkiye’nin tüm iç ve dış tertiplere rağmen dimdik ayakta olduğunu belirterek, Milli kimliğine sahiptir, siyasi değerlerine sahiptir, geleneğine, devletine, cumhuriyetine, Mustafa Kemal Atatürk’üne sahiptir. Nevruzda biz bu beraberliğimizin altını bir kez daha çiziyoruz, dünyaya bunu ilan ediyoruz dedi. Konuşmaların ardından sıra ateş üzerinden atlama törenine geldiğinde Baykal ilk sıradaki yerini aldı. Protokole de ateşin üzerinden atlayarak öncülük eden Baykal daha sonra demir dövdü.

GELİN BİRLİK OLALIM İŞİ KOLAY KILALIM

Konyaaltı Belediyesi öncülüğünde Türk Ocakları, Türkmen Birliği Dayanışma Derneği, Kıbrıs Türk Kültür Derneği, Azerbaycan Kültür ve Dayanışma Derneği, Yörükler Kültür ve Dayanışma Derneği ile düzenlenen ve geleneksel hale getirilecek olan Nevruz Kutlamaları Konyaaltı Belediyesi meydanında gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan törenlerde Türk Ocakları Antalya Şube Başkanı Abdullah Uysal ve Yörükler Derneği Başkanı Abdullah Duman’dan sonra söz alan Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, dördüncü dönemde yüzde 60’ın üzerinde oy alarak tekrar geldikleri görevlerinde yeni hedeflere ilerlemek için çaba sarfettiklerini söyledi. Konyaaltı Belediyesi’nin Mustafa Kemal Atatürk’ün devrim ve ilkeleri doğrultusunda görevine devam ettiğini hatırlatan Böcek, Az önce nevruz ateşini yakarken bütün kinlerin ve nefretlerin yok edilmesini diledik. Yunus Emre’nin ’gelin birlik olalım işi kolay kılalım’ sözü doğrultusunda bugün renklerimiz, gecemiz gündüzümüz aynı, bu birliğimizi bozmaya çalışanlar olabilir, biz Atatürk’ün yolunda yürümeye devam edeceğiz bayrağımız dalgalanacak ezanımız da susmayacak dedi.